Endonezya’da dün meydana gelen depremde ölü sayısı 467′e yükseldi. Bilanço her geçen dakika ağırlaşıyor. İHH’nın Endonezya Temsilcisi Mesut Olgun bölgede. Deprem bölgesindeki yardım faaliyetlerine ve arama kurtarma çalışmalarına katılmak için İstanbul’daki İHH ekibi de yola çıktı.


Güneydoğu Asya’nın fakir ülkesi Endonezya 2005 yılında meydana gelen büyük depremin henüz yaralarını saramadan bir defa daha depremle sarsıldı. Endonezya meteoroloji kurumu, ülkenin batı bölgelerinin şiddetli deprem ile sarsıldığını açıkladı. Pasifik Tsunami Uyarı Merkezi ise, Endonezya, Malezya, Hindistan ve Tayland’da tsunami alarmı verdi. Endonezya meteoroloji kurumu tarafından yapılan açıklamada, 7.6 şiddetinde depremin merkez üssünün ülkenin batısındaki Sumatra adası sahillinde olduğu kaydedildi.

Deprem sonucu Sumatra adasındaki Padang kentinde binalar ve köprülerin hasar gördüğü kaydedildi. Ayrıca depremin kentte yangınlara yol açtığı ifade edildi.

Depremin başkent Cakarta’da yüksek binalarda ve Singapur ve Malezya’da da hissedildiği bildirildi.

Deprem yol açtığı bilanço ağırlaşmaya başladı. Ölü sayısı her geçen dakika artıyor. 467 olan ölü sayısının bini bulacağı belirtiliyor.

Deprem haberinin duyulmasının ardından bölge ülkelerinin hükümetleri, arka arkaya tsunami uyarıları yaptı. 300 bin kişinin hayatını kaybettiği 26 Aralık’taki tsunaminin korkusunu henüz üzerinden atamayan halk, uyarıların ardından bulundukları bölgelerden daha iç kesimlere gidebilmek için Yazının devamını oku »

Pakistan Şimdi!

Haziran 12, 2009

Şehid Metin Yüksel

Şubat 22, 2009

                            METİN YÜKSEL KİMDİR?

    17 Temmuz 1958 yılında Bitlis iline bağlı Kolongo yaylasında dünyaya geldi.metn-yksl Babası, İslâm dünyasındaki tanınmış İslâm âlimlerinden Mollâ Sadreddin Yüksel hocaefendi, annesi ise, doğunun meşhur şeyhlerinden Norşinli Şeyh Masum Efendi’nin kerimesidir.

     Ailecek hicret edip İstanbul’a geldiklerinde Metin dokuz yaşındaydı. Fatih semtine yerleşiyorlar ve aynı yıl Metin Yüksel Akşemseddin ilkokuluna kaydoluyordu. Daha sonra Gelenbevi ortaokuluna devam eder. ortaokulu devam ederken ikinci sınıftan sonra bırakmak ister. Babasının bütün ısrarlarına rağmen okulu bırakır ve İslâm ilmi tahsilini başta babası olmak üzere birçok yakınından alır.

                        METİN YÜKSEL’İN CİHADI

     Bundan sonra Metin Yüksel’i hep cihad faaliyetleri içinde görüyoruz. Hemen hemen Türkiye’nin her bölgesine koşar. En baştadır, en öndedir mitinglerde, yürüyüşlerde. İslâm’ı tebliğ için afiş yapıştırmalar. Yazının devamını oku »

Şehid Metin Yüksel

Şubat 22, 2009

 

Şahsiyet ve mücadelesiyle Türkiye müslümanlarına sönmez bir meşale olan, direniş bayrağımız Şehid Metin Yüksel’i şehadetinin 28. yılında rahmet, minnet ve hasretle anıyor, Özellikle genç neslimize  ihlas, fedakarlık, adanmışlık, tevazü, cesaret ve azmin sembolü olan aziz şehidimizin bizlere bıraktığı kutlu sancağı daha da yükseklerde dalgalandıracağımıza dair ahdimizi tazeliyoruz…

 
“Müminlerden öyle erler vardır ki onlar Allah’a verdikleri sözde sadakat gösterdiler; onlardan kimileri adaklarını yerine getirdi, kimileri ise beklemektedir. Onlar hiçbir şey karşılığında sözlerinden dönmediler.” (Ahzab 23)

 

3ec83951d0ki5

Dua ; küçük mavi bir kelebek gibi  

kelebeği bilirsiniz, baharın taze çiçek kokularına eşlik eder

bugün de köyümde küçük bir kelebekle tanıştım küçük ve mavi

bir kelebek küçük bir otun üzerinde ilk gördüğümde onu mavi bir çiçek sandım ama çiçek uçtu ardı sıra ben de koştum nazlı nazlı kanat çırpıp başka çiçeksiz bir otun üzerine konu verdi birden o ot da kelebeğin konuşuyla çiçek açmış gibi oldu anladım ki, kelebek sadece çiçekleri dolaşıyor değil,gittiğiyeriçiçekleştiriyor anladım ki çiçek sadece baharda geliyor değil, vardığı zamanı bahar eyliyorbelki, dedim,

dua da böyledir, hangi hal üzerinde olursak olalım,

dilimize dua değiyorsa, kalbimizden dua sızıyorsa,

o hal birden çiçek açıyor, birden bahar oluyor en zor zamanlarda,

en büyük acılarımızda, korku ve ürperti anlarında

yaptığımız o güzel yakarışlar, sonucu ne olursa olsun,

ebedî baharımızın

çiçeği olacak değil mi? bir kelebek gibi uçurun

ellerinizden duayı

hafifçe ve fısıltıyla

avauser11097ay5b15d5b15835d5b30425d    Allahın bizleri sevdiği ispatlanmış bir hadisedir. Asıl bizim   bu dünyaya gönderilmemizin gayesi Allahı sevip               sevmediğimizi ispat etmek içindir. Zira yokluk aleminin karanlıklarından varlık aleminin en nurani tepelerine çıkarıp, bizi Müslüman yapıp ve yine kimseye açmadığı esmasının tecellilerini 6.5 milyar içinde bize açarak bizi sevdiğini ispatlamış olmuyor mu?

Bir düşünün, sevmediğimiz birisine neden özelliklerimizi, sevdiğimiz şeyleri, sevmediğimiz şeyleri anlatalım ki? Onunla muhatap bile olmayız değil mi? Yazının devamını oku »

SEVGİLİLER GÜNÜ

Şubat 14, 2009

Hadi bugün O’na (CC) sevgini göster!
Sevgililer günü ya bugün
O’nun için bir şey yap!wwwyeniresimcom_-_gzel_resimler_-_kularn_gkyznde_oluturduklar_kalp_ekli
O’na kendini beğendir bugün!
“Seviyorum” diyorsun ya
Hadi göster sevgini!
O neyi seviyor, neyi sevmiyor öğren!
VE Sev O’nun sevdiklerini, sevmediklerinden uzaklaş!
Ki, O da sevsin seni
Bilirsin, seven hep sevdiğini anlatır, “Bülbülün yüz hikâyesi varmış, hepsi de gül üstüne” Bugün, ulaşabildiğin herkese O’nu anlat! O’nu ve O’nun en sevdiğini(SAV)

Telefonla, yüz yüze, kavlen ve fiilen O’nu anlat!
O, sana senden de yakın olanı
O, seni senden de iyi bileni
O, sen O’nu bıraksan da seni asla bırakmayanı
O, en güzel sevda türküsünü, ölümsüzlük bestesini
Sevgililer günü ya bugün

Bilirsin, seven hep sevdiğini düşünür ya
Bugün sen de hep O’nu düşün!
O’nun hoşuna gidecek bir şey yap! Memnun et O’nu

Meselâ;
Şimdiye dek isteyip te yapamadığın bir emrini uygula bugün!

Kılamıyorsan, bugün namaza başla!

Meselâ;
“Kur’an-ı mutlaka öğreneceğim” de!
Biliyorsan, öğretmek için bir talebe bul kendine!
Bir ayet ezberle ve uygula onu!
Bugün bir hadis öğren ve öğret onu!

Meselâ; bugün Sevgilini en az bir kişiyle tanıştır!
Hiç tanımadığın birine selam ver!
Bir yetimin başını okşa! Bir çocuğu sevindir bugün!

Meselâ; Yazının devamını oku »

 

Hanzala. Babasının adı: Önemli değil. Annesinin adı: Nakba, kız kardeşinin adı fatıma, ayakkabı numarası: Bilinmiyor. 
Çünkü o hep yalın ayakla dolaşır.”     hanzala

Hanzala hep 10 yaşında, çünkü yurdundan kopartıldığında o yaşta idi. Diken diken olmuş saçlarıyla Hanzala, 
Filistin dramını haykırır dünyaya.

Sırtı okuyucuya dönüktür hep. Aslında o filistine bakar, koparıldığı yurduna… 
Ta ki özgürlüğüne kavuştuğu zamana kadar…

Bugün hanzala nın yüzünü görme şansı bir kez daha kayboldu. 
Fütursuzca yapılan saldırılar onu, yüzünü göremeyeceğimiz küçük bedeninin büyük dünyasına hapsetti…

Unutmamamız gereken bir şey var ki, Hanzala sadece Filistin’in meselesi değil Ümmetin meselesidir

Onu yurdundan edenlere, bölünmüş halkına ve seyreden bize… 
Barışa kadar dönmeyecek Hanzala…

# HANZALA #

Ocak 27, 2009

 

3208622451_a373f479c2Naci el Ali filistin davasında meşhur isimlerden. Vatanından koparıldıktan sonra ingiltere’de yaşıyordu. Karikatürleri siyonistleri çok rahatsız ediyordu. Bu sebeple mossad tarafından katledildi. En az sapan taşı kadar tehlikeli çizgiler çizen Naci Ali’yi MOSSAD katletti.

Ama başlattığı savaş sürüyor. Çizgi savaşını bir kadın çizer sürdürüyor.

Filistin dramının en kanlı günlerinde dünya Hanzala ile İsrail katliamlarının şiddetini idrak edebiliyordu. Hanzala ünlü bir karikatür sanatçısı ve adı Filistin davası ile özdeşleşmiş olan Devrimci çizer Naci Salim El Ali’nin tiplemesi olan Filistinli bir kız çocuğu idi. Filistinlilerin ‘Devrimin Vicdanı’ olarak nitelendirdiği çizerin bütün çizgilerinde bir sembol olarak Hanzala’yı insanlar hep arka cepheden ve yamalı elbiseleri ile görüyorlardı.97317680vo8aw3

Hanzala’nın etkisi o kadar güçlü idi ki, Yazının devamını oku »

Tanık olmak kurban olmaktan daha zor bazen…
95838541el5

Eli kolu bağlı oturmak öylece…

Çaresizliğin doruğuna çıkmak…
Gözlerinden süzülen yaşların

yangını söndürmeyeceğini bile bile seyretmek alevleri…
Bir çocuğun parçalanmış kafatasından beynini izlemek sonra…

Bitmek bilmeyen bir korku filmini, her seansta daha da artan kanlı sahneleriyle ezberlemek…

Gözlerimiz fal taşı gibi açık…
Sinemanın en ön koltuğundayız, üstelik film üç boyutlu…

…Sahneler birbirine ekleniyor…

İki parmağı kopmuş bir genç, en fazla 14 yaşında…

Şifa Hastanesi’nin orta yerinde yatıyor.

Parçalanmış elinin şahadet parmağı Yazının devamını oku »