Zemzem Suyunun Esrarı

Ekim 30, 2008

> 1-) Modern labaratuarlarda yapilan arastirmaya gore Zemzem suyu diger sulara gore cokdaha az kukurt tasimaktadir.

> 2-) Yine ayni arastirmaya gore diger sulara gore cok daha besleyicidir ve cok daha fazla mineral barindirmaktadir. 

> 3-) Kaynagi henuz bulunamamistir. Nereden geldigi su anki teknolojiye gore bile bilinemiyor. Yakinlarinda hicbir kuyu yok ve denize de 80 km uzaklikta. Bu sartlarda suyunu denizden veya baska bir kuyudan almasi imkansiz. Nasil oluyor da yillardir suyu bitmiyor, bunu kimse bilmiyor.

> 4-) Açligini gidermek için içen kisinin açligini, susuzlugunu gidermek için içenin susuzlugunu giderir.

> 5-) Sadece 1,5 metre derinligindeki ufacik bir kuyudan cikan su, hac mevsimi boyunca milyonlarca hacinin tum su ihtiyacini karsilamaktadir ve hicbir zaman ne azalma ne de kuruma gostermemektedir. 

> 6-) Dunya Saglik Orgutu (WHO)`nun raporlarina gore Dunya`daki en icilebilir ve saglikli sulardan biri.

> 7-) Amerika`da yapilan test sonuclarina gore Dunya`da icinde mikroorganizma ve bakteri bulundurmayan TEK su zemzem suyu

Huzeyfe (r.a) anlatıyor:Bir gece Rasulullah’la beraber namaz kıldım.Bakara suresine başladı,ben içimden,100 ayet okuyunca rüku eder,dedim,devam etti.Ben herhalde bütün sureyi bir rekatta okur dedim,O;devam etti.Ben bu sure ile rükua varır dedim,O yine devam etti.Nisa suresine başladı,onu da okudu.Sonra Ali İmran suresine başladı onu da okudu.Ağır ağır okuyor,içinde tesbih olan ayet geldiğinde tesbih ediyor,istek ayeti gelince istekte bulunuyor,sığınma ayeti gelince Allaha sığınıyordu.Sonra rükua vardı ve ‘Sübhane Rabbiyel Azim’ BÜYÜK ALLAHIMI TENZİH EDERİM dedi.Peygamber Efendimiz rükuda da kıyamda olduğu kadar kaldı.Sonra ‘Semiallahulimenhamideh’ ALLAH KENDİSİNE HAMDEDENİN HAMDİNİ İŞİTİR dedi ve doğruldu.Rükuuna yakın uzun bir süre ayakta durdu,sonra secde etti ve’ ULU ALLAHIMI TESBİH EDERİM’ dedi. SECDESİ DE de hemen hemen KIYAMI kadardı.

 

İŞİT EY NEFSİM RASULULLAH BÖYLE NAMAZ KILIYORDU…


Rabbim cümlemize böyle namaz kılmayı nasip etsin İNŞAALLAH…

Anket

Ekim 26, 2008

            

[polldaddy poll=1044618]

Makil Bin Yesar r.a.’den merfuan; “Kisinin basina demirden civi cakilmasi yabanci kadina dokunmasindan daha iyidir.” (sahihtir. Taberani(20/212) Camius Sagir(7216) Elbani Sahiha(226) Sahihul Cami(5045) Beyhaki Suab(5455) Ru’yani Musned(2/323) Tergib(3/66) Deylemi(7859) Ibni Sunni(43/b) Ibni Ebi Seybe(3/419) Ebu Nuaym Tibb(2/33) Fethul Kebir(9665) Mecma(4/326)) Diger hadiste:

“Gozler zina ederler. Onun zinasi harama bakmaktir. Eller ve ayaklarda zina ederler. Onlarin zinasi yabanci kadina dokunmak ve harama gitmektir. Ferc (tenasul uzvu) onu ya tasdik eder yada tekzib.” (Buhari(6243) Muslim(kader 5/20) Ebu Davud(2153) Bezzar(1550) Ibn Sa’d(7/77) Kudai(67) Ebu Ya’la(9/5364) Serhus Sunne(75) Beyhaki Suab(7060) Busiri Ithaf(3696) Mecma(6/256) Maksadu Ali(840) Ahmed(1/412) Taberani(10/192) Ebu Nuaym Hilye(2/98) Tahavi Muskil(3/298) Nasbur Raye(4/248) Telhisu Habir(3/225) Beyhaki(10/186) Durrul Mensur(5/41) Camius Sagir(5751) Kenz(13055) Fethul Bari(11/26) Metalibu Aliye(1529) Irvaul Galil(8/37) Yemeni Nevafihul Atire(841))

Kadinin mahremlerinden olmayan bir erkekle tokalasmasi Yazının devamını oku »

Selam Vermek

Ekim 24, 2008

Selam vermek sünnet, selamı almak farzdır. Bir kişi ve toplulukla karşılaşılınca, bir meclise girilince, konuşmadan önce selam vermek gerekir. Selam veren de selama mukabele eden de, birbirlerinin selamını duyacak şekilde seslerini yükseltmelidirler. Bazı âlimlerce Selam: “Allah’ın muhafazası altında olasınız.” Bazılarına göre de: “Selamet üzerinize olsun. Sizden ayrılmasın.” manasına gelmektedir. Selama aynıyla mukabele etmek mesela: “Esselamü aleyküm” diyene “Ve aleyküm selam” demek selama mukabele etmek farziyetini yerine getirir. Ancak verilen selama daha güzeliyle mukabele etmek daha güzel bir davranıştır.

“Esselamü aleyküm” diyene, “Ve aleyküm selam ve rahmetullahi ve berakütühü” denilmelidir.

Bu hususta Allah Teâlâ şöyle buyurmaktadır: Yazının devamını oku »

Fatiha bir kapıdan girişin resmin oluşturuyor, devrediyor, hissettiriyor, yaş(at)ıyor… Dört M’li bir giriş söz konusu: Önce müsaade kapısından geçiliyor, “besmele”. içeri girer girmez minnettarlık ifade ediliyor: “elhamdulillah”. Bir kaç adım sonra, merhametin kucağında bulur kendini insan: “errahmanirrahim!” en sonunda, mesuliyetle yaşadığımız farkedilir; “din gününün mâliki.” 

1.Bismillah: Kapının beri tarafındasın, evvelâ izin istemen gerek.. kapının ardında kim var? Kapının önündeki kim? İçeriye davet eden kim? İçeriye girecek kim? “besmele” bir müsaade isteme tavrıdır… Allah’ın adıyla, Rahman Rahîm O…. Kapıya dayanan, kapıyı çalan, önce kimliğini benimsetiyor kendine, kendini tanımlıyor, haddini biliyor.. “Ben bana ait değilim.” “Ben ben değilim!” tevazu’yu giyiniyor. Kendi adından vazgeçiyor. Başkası adına çalıyor kapıyı. Bir başkasının ismiyle, Allah’ın ismiyle eşikte duruyor.. kapıyı çalan, aciz ve fakir, kendi kendine yetmiyor; kendisi kendine ait değil… Kapı ise Allah’ın.. kapının önünde ve ardında O’nun hükmü geçiyor, O’nun mülkü uzanıyor.. Rahman ve Rahîm O: varlık kapısından içeri çağırdığına muhtaç değil; hatta kulun kendisine muhtaç olmasına bile muhtaç değil! kul kendine muhtaç olmasaydı, kapıya dayanmasaydı, kendisinde bir eksiklik, bir mutsuzluk, bir hoşnutsuzluk hali olmayacaktı. Kimse de hesap soramayacaktı… Hiç kimseye muhtaç olmayan Rahman’ın her şeye muhtaç olana açtığı kapıdır rahmet..

2.Elhamdülillah: Herşeye muhtaç olanın hiç kimseye muhtaç Yazının devamını oku »

Yâ Rabbî! Bizim hâlimize bakarak muâmele etme. Kendi ikrâm ve ihsânına göre bize muâmele eyle.
Yâ Rabbî! Kerem ve lütfunla hidâyet ettiğin kalbi tekrar dalâlete, sapıklığa meylettirme. Belâları bizden sarf eyle, çevir ve değiştir.

Ey affı çok olan, günahları örten Rabbim! O günahlar dolayısı ile bizden intikam alma. Bize azâb etme.

Yâ Rabbî! Biz nefis ile şeytana köpek gibi tâbi olduksa da sen, azab arslanını bize saldırtma.

Ey mahlûkâtın, yaratıkların, canlıların ihtiyâcını gideren Rabbim! Sen varken hiç bir kimseyi hatırlamak ve ondan bir şey ummak lâyık değildir.

Yâ Rabbî! Yazının devamını oku »

CNNTürk’te Editör adlı programı hazırlayıp sunan Gürkan Zengin, üniversitelerde başörtüsü serbestliği getiren yasayı iptal eden ve dün de gerekçeli kararı açıklayan Anayasa Mahkemesi’ni bakın nasıl eleştirdi.


”Türkiye’nin üniversite çağına gelmiş kızlara verdiği mesaj açık :

 

Başını örteceksen burada yükseköğretim yapmayı aklında çıkart. Ya da paran varsa git yurtdışında oku. Türkiye’deki hâkimler bu mesajı ‘’gerekçeli kararıyla’’ neredeyse 20 yıldır tekrarlayıp duruyorlar.

 Bu mesajı vermek için Anayasa’yı gerektiğinde eğip bükmekten de çekinmiyorlar. 

Başını örtene yüksek öğretim yasağı ne Avrupa’da var ne de Amerika’da. Hiçbir demokratik hukuk devletinde üniversite çağına gelmiş bir insan böyle bir yasaklama yok. Fransa’da da yok oradaki sınırlama lise için geçerli üniversite için geçerli değil.

 Yüksek öğretim evrensel bir insanlık hakkı.

 Türkiye bu hakkı kendi çocuklarından esirgiyor. İnanç özgürlüğü ile yüksek öğretim hakkı birbiriyle çelişen çatışan kavramlar değildir. Türkiye’nin Müslüman bir ülke olması, bu yasaklamaların bir gerekçesi olamaz.

 80 yıldır çocuklarını okutmak için çırpınan Türkiye, gelen o kızlara okul kapsıdan ‘okuma!’ diyebiliyor. Türkiye’de sistem her kritik kararıyla kriz üretmeye devam ediyor.

moralhaber.net

Bağışlayın beni!
Kenarlarında renkli çiçekler olan mektup

kağıtlarına yazmak isterdim.

Kelebek kanatları boyamayı,
Kuşların ötüşünü dinlemeyi,
Hatta uçurtma uçurmayı da öğrenebilirdim.

Bağışlayın beni.
Top ateşleri, bomba gürültüleri arasında doğdum ben.
Yaşım 13.

Ninniler yerine, makinelilerin takırtılarıyla büyüdüm.
Renklerden ilk önce, kan kırmızısını tanıdım.
Çiçeklerden önce, ölülerin arasında dolandım.
Hiç saklambaç oynayamadım kelebeklerle.
Üç yaşımdayken, en büyük abimi,
sekizimdeyken, ortancayı kaybettim. Yazının devamını oku »

İsraili Boykot

Ekim 15, 2008


 

Filistin; her gün gözyaşıyla uyanan mazlum ve mustazaf şehir. Filistin; güne, yağan füzelerle merhaba diyen şehir. Filistin gözyaşını hiç dinmediği şehir. Allah için,İslam için mücadele edilen şehir. Kutsal şehir,mübarek şehir için cihad edilen şehirdir Filistin.

         Filistinde her gün milyonlarca insan öldürülüyor sadece ve sadece barışı istedikleri için.islamı ve kudüsu istedikleri için.

         Bu filistinin mücadelesinde biz Müslümanlar ne kadar onların yanındayız acaba. Yanlarında olmak derken gidip onlarla birlikte cihad etmekten bahsetmiyorum. Bizim oraya gitmemiz onların  zararına olur. Çünkü insan olarak onlar kendilerine yeter. Cephane olarak onlarda bir şey yok.

         İşte bu konuda yardım edebiliriz. Nasılmı? Bi düşünelim İsrailin  mermileri, silahları, füzeleri, tankları kimin parasıyla alınıyor. Evet bizler veriyoruz. Müslüman kardeşlerimizin öldürülmesi için kafirlere yardım ediyoruz. Kardeşlerimizin her gün ölmeleri için İsraile yardım ediyoruz. Acaba biz hangi taraftanız? İslam’dan yana mıyız yoksa kafirlerden yana mıyız ?

         Eğer islamdan yanaysak neden İsrail’e yardım ediyoruz. Nasıl mı yardım ediyoruz? Onun ürettiği ürünleri alarak, ona cephanelik olarak dönecek malzemeleri alarak. Evet bunları alarak kardeşlerimizin öldürülmesine bizde sebebe oluyoruz. Her bir filistine sıkılan bir mermiden bizimde payımız var. Bunun hesabı ruzi mahşerde muhakkak sorulur. Yazının devamını oku »