Müslüman Çinliler, bu cuma namazında Doğu Türkistan’da katledilen kardeşleri için dua ederken gözyaşlarını tutamadılar..

Devamı için tıklayınız.

“Hiçbir zulüm ve baskı kalmayıncaya ve
din yalnız Allah’ın oluncaya kadar onlarla savaşın.
Onlar savaşmaya son verecek olurlarsa,
artık düşmanlık yalnız zalimlere karşıdır.”

uygurlar
türkistan

İstanbul’da binlerce kişi Fatih Camii’nde Çin’i protesto etti…
ummah

Çok sayıda STK temsilcisi Doğu Türkistan’da kardeşlerimizi katleden Çin’i Fatih Camii avlusunda protesto etti. Öldürülen Uygurlular için de gıyabi cenaze namazı kılındı.
Katledilen kardeşlerimiz için gıyabi cenaze namazının kılındığı eylemde Doğu Türkistanlı kardeşlerimiz için dua edildi. Bugün Fatih’te Cuma çıkışında yapılan protesto eylemine STK temsilcileri ve duyarlı insanlarla birlikte, Türkiye Partisi Genel Başkanı Abdullatif Şener de katıldı.

Kimler katıldı?
Cenaze namazına katılan sivil toplum kuruluşları şu şekilde:
İMH-İnsan ve Medeniyet Hareketi, İHH İnsani Yardım Vakfı, Mazlumder, Ensar Vakfı, Özgür-Der, TGTV, AKV, , Medeniyet Derneği, Akdav, Akabe Vakfı, Anadolu Gençlik Derneği ile Doğu Türkistan Maarif ve Dayanışma Derneği, Doğu Türkistan Vakfı, Doğu Türkistan Gençler Derneği, Doğu Türkistan Göçmenler Derneği ve Doğu Türkistan Dayanışma Vakfı…




Ankaralılar da Katliama HAYIR Dedi!…
Yazının devamını oku »

Çin’in Guang Dong Eyaleti’nin Şao Güan şehrinde 26.06.2009 tarihinde Çinli işçilerle Doğu Türkistanlı işçiler arasında çıkan çatışmanın ardından olayları protesto etmek amacıyla Doğu Türkistan’ın başkenti Urumçi şehrinde gösteriler düzenlenmiştir.

5 Temmuz 2009 akşamı yapılan gösteriler esnasında, hükumet güçlerinin sivil göstericilere silahla karşılık vermesi sonucu kanlı olaylar meydana gelmiştir. Resmi makamlar 140, bağımsız kaynaklar ise 1500 civarında sivilin öldüğünü ve yüzlercesinin de yaralandığını bildirmektedir.

Doğu Türkistanda yaşayan 35 Milyon Uygur Türklerine asimilasyon politikaları izlemektedir. 1876 yılından beri Çin işgali altında ezilen Şarki Türkistan’ın adı işgal sonrası Çince “ yeni fethedilmiş topraklar” manasına gelen Sincan ismiyle değiştirilmiştir. Bunu kabul etmek işgali kabul etmek anlamındadır. Bu tarihten itibaren Çin Uygur Türklerine insanlık dışı uygulamalar yapmıştır. Halen de devam etmektedir. Bu uygulamalar ;

  • Zorunlu göç ettirilme ve bölgeye Çinli nüfus ithali,
  • Kültürel ve dini yasaklar ve kısıtlamalar,
  • Eğitim, ekonomi ve sağlıkta dezavantajlılık,
  • Zorunlu kürtaj
  • Nüfusa kaydetmeme suretiyle vatandaşlık hakkından mahrumiyet,
  • Barışçı gösterilerin yargısız infaz fırsatlarına dönüştürülmesi,
  • Keyfi gözaltılar ile seri ve adil olmayan yargı süreçleri sonunda idamlar,
  • Nükleer denemelerin bölgede sürdürülme inadı,

evrensel insan hakları açısından “etnik temizlik “ olarak nitelendirilecek kadar vahim bir durumdur. Bu dünyanın tepkisizliği ile bu vahşetin yaşanmakta olduğunu görmekteyiz.

5 Temmuz akşamı yaşanan katliamı iki işçi grubu arasındaki basit bir çatışmaya indirgemek dünya kamuoyunu yanılmaktan başka bir şey değildir. Çin hükümetinin yaşanan katliamı iki etnik grup arasındaki sokak çatışmaları olarak göstermeye çalışmasını; bölgeye dönük politikalarını İmparatorluk Çin’inden devralan ve aynıyla devam ettiren komünist Çin’in, tarih mahkemesi önünden kaçma gayretkeşliği olarak değerlendiriyoruz. Çin hükümeti her ne kadar gerçekleri gizlemeye çalışsa da göstericileri protesto eylemlerine sevk eden sebep, 100 yılı aşkın bir süredir maruz kaldıkları insanlık dışı muameleler ve en temel hak ve özgürlüklerinin despotça ihlal edilmesinden başka bir şey değildir.

Çin hükümeti despot uygulamalardan ve temel insan hakları ihlallerinden derhal vazgeçmelidir. Müslüman Uygurların insanca yaşam haklarına saygı göstermelidir. Ayrıca son olayları dünyanın gözü önünden kaçırmak için katı bir şekilde engellediği iletişim hakkını, evrensel hukuka uygun olarak hem Doğu Türkistan halkına hem de uluslar arası tüm kuruluşlara tanımalıdır.

MAZLUMDER olarak, başta Birleşmiş Milletler olmak üzere tüm ülkeleri, her türlü kurum ve kuruluşları, sivil toplum örgütlerini ve insan haklarına duyarlı vicdan sahibi insanları Çin’in Doğu Türkistan’da uyguladığı bu vahşete karşı tavır almaya, tepki vermeye davet ediyoruz.

MAZLUMDER olarak, Üçlü Koalisyon Hükumetince 23 Aralık 1998 tarihinde çıkarılan 36 sayılı başbakanlık genelgesi ile Doğu Türkistan’la ilgili insani yardım faaliyetlerinin engellenmiş olmasını, “ahlakın ve hukukun reel politiğe kurban edilmesi” olarak değerlendiriyoruz ve hükumet yetkililerinden bu sürece son vermelerini istiyoruz.

MAZLUMDER olarak, Doğu Türkistan’da dünyanın gözleri önünde cereyan eden bu kanlı olayı ve her türlü insan hakları ihlallerini takip etmeye devam edeceğimizi kamuoyuna duyururuz.

Çetin TAHTACI

MAZLUMDER KOCAELİ Şube Başkanı


http://www.doguturkistan.com/CinIskencesi.html

Pakistan Şimdi!

Haziran 12, 2009

Şehid Metin Yüksel

Şubat 22, 2009

                            METİN YÜKSEL KİMDİR?

    17 Temmuz 1958 yılında Bitlis iline bağlı Kolongo yaylasında dünyaya geldi.metn-yksl Babası, İslâm dünyasındaki tanınmış İslâm âlimlerinden Mollâ Sadreddin Yüksel hocaefendi, annesi ise, doğunun meşhur şeyhlerinden Norşinli Şeyh Masum Efendi’nin kerimesidir.

     Ailecek hicret edip İstanbul’a geldiklerinde Metin dokuz yaşındaydı. Fatih semtine yerleşiyorlar ve aynı yıl Metin Yüksel Akşemseddin ilkokuluna kaydoluyordu. Daha sonra Gelenbevi ortaokuluna devam eder. ortaokulu devam ederken ikinci sınıftan sonra bırakmak ister. Babasının bütün ısrarlarına rağmen okulu bırakır ve İslâm ilmi tahsilini başta babası olmak üzere birçok yakınından alır.

                        METİN YÜKSEL’İN CİHADI

     Bundan sonra Metin Yüksel’i hep cihad faaliyetleri içinde görüyoruz. Hemen hemen Türkiye’nin her bölgesine koşar. En baştadır, en öndedir mitinglerde, yürüyüşlerde. İslâm’ı tebliğ için afiş yapıştırmalar. Yazının devamını oku »

Şehid Metin Yüksel

Şubat 22, 2009

 

Şahsiyet ve mücadelesiyle Türkiye müslümanlarına sönmez bir meşale olan, direniş bayrağımız Şehid Metin Yüksel’i şehadetinin 28. yılında rahmet, minnet ve hasretle anıyor, Özellikle genç neslimize  ihlas, fedakarlık, adanmışlık, tevazü, cesaret ve azmin sembolü olan aziz şehidimizin bizlere bıraktığı kutlu sancağı daha da yükseklerde dalgalandıracağımıza dair ahdimizi tazeliyoruz…

 
“Müminlerden öyle erler vardır ki onlar Allah’a verdikleri sözde sadakat gösterdiler; onlardan kimileri adaklarını yerine getirdi, kimileri ise beklemektedir. Onlar hiçbir şey karşılığında sözlerinden dönmediler.” (Ahzab 23)

 

3ec83951d0ki5

Dua ; küçük mavi bir kelebek gibi  

kelebeği bilirsiniz, baharın taze çiçek kokularına eşlik eder

bugün de köyümde küçük bir kelebekle tanıştım küçük ve mavi

bir kelebek küçük bir otun üzerinde ilk gördüğümde onu mavi bir çiçek sandım ama çiçek uçtu ardı sıra ben de koştum nazlı nazlı kanat çırpıp başka çiçeksiz bir otun üzerine konu verdi birden o ot da kelebeğin konuşuyla çiçek açmış gibi oldu anladım ki, kelebek sadece çiçekleri dolaşıyor değil,gittiğiyeriçiçekleştiriyor anladım ki çiçek sadece baharda geliyor değil, vardığı zamanı bahar eyliyorbelki, dedim,

dua da böyledir, hangi hal üzerinde olursak olalım,

dilimize dua değiyorsa, kalbimizden dua sızıyorsa,

o hal birden çiçek açıyor, birden bahar oluyor en zor zamanlarda,

en büyük acılarımızda, korku ve ürperti anlarında

yaptığımız o güzel yakarışlar, sonucu ne olursa olsun,

ebedî baharımızın

çiçeği olacak değil mi? bir kelebek gibi uçurun

ellerinizden duayı

hafifçe ve fısıltıyla

avauser11097ay5b15d5b15835d5b30425d    Allahın bizleri sevdiği ispatlanmış bir hadisedir. Asıl bizim   bu dünyaya gönderilmemizin gayesi Allahı sevip               sevmediğimizi ispat etmek içindir. Zira yokluk aleminin karanlıklarından varlık aleminin en nurani tepelerine çıkarıp, bizi Müslüman yapıp ve yine kimseye açmadığı esmasının tecellilerini 6.5 milyar içinde bize açarak bizi sevdiğini ispatlamış olmuyor mu?

Bir düşünün, sevmediğimiz birisine neden özelliklerimizi, sevdiğimiz şeyleri, sevmediğimiz şeyleri anlatalım ki? Onunla muhatap bile olmayız değil mi? Yazının devamını oku »

SEVGİLİLER GÜNÜ

Şubat 14, 2009

Hadi bugün O’na (CC) sevgini göster!
Sevgililer günü ya bugün
O’nun için bir şey yap!wwwyeniresimcom_-_gzel_resimler_-_kularn_gkyznde_oluturduklar_kalp_ekli
O’na kendini beğendir bugün!
“Seviyorum” diyorsun ya
Hadi göster sevgini!
O neyi seviyor, neyi sevmiyor öğren!
VE Sev O’nun sevdiklerini, sevmediklerinden uzaklaş!
Ki, O da sevsin seni
Bilirsin, seven hep sevdiğini anlatır, “Bülbülün yüz hikâyesi varmış, hepsi de gül üstüne” Bugün, ulaşabildiğin herkese O’nu anlat! O’nu ve O’nun en sevdiğini(SAV)

Telefonla, yüz yüze, kavlen ve fiilen O’nu anlat!
O, sana senden de yakın olanı
O, seni senden de iyi bileni
O, sen O’nu bıraksan da seni asla bırakmayanı
O, en güzel sevda türküsünü, ölümsüzlük bestesini
Sevgililer günü ya bugün

Bilirsin, seven hep sevdiğini düşünür ya
Bugün sen de hep O’nu düşün!
O’nun hoşuna gidecek bir şey yap! Memnun et O’nu

Meselâ;
Şimdiye dek isteyip te yapamadığın bir emrini uygula bugün!

Kılamıyorsan, bugün namaza başla!

Meselâ;
“Kur’an-ı mutlaka öğreneceğim” de!
Biliyorsan, öğretmek için bir talebe bul kendine!
Bir ayet ezberle ve uygula onu!
Bugün bir hadis öğren ve öğret onu!

Meselâ; bugün Sevgilini en az bir kişiyle tanıştır!
Hiç tanımadığın birine selam ver!
Bir yetimin başını okşa! Bir çocuğu sevindir bugün!

Meselâ; Yazının devamını oku »

 

Hanzala. Babasının adı: Önemli değil. Annesinin adı: Nakba, kız kardeşinin adı fatıma, ayakkabı numarası: Bilinmiyor. 
Çünkü o hep yalın ayakla dolaşır.”     hanzala

Hanzala hep 10 yaşında, çünkü yurdundan kopartıldığında o yaşta idi. Diken diken olmuş saçlarıyla Hanzala, 
Filistin dramını haykırır dünyaya.

Sırtı okuyucuya dönüktür hep. Aslında o filistine bakar, koparıldığı yurduna… 
Ta ki özgürlüğüne kavuştuğu zamana kadar…

Bugün hanzala nın yüzünü görme şansı bir kez daha kayboldu. 
Fütursuzca yapılan saldırılar onu, yüzünü göremeyeceğimiz küçük bedeninin büyük dünyasına hapsetti…

Unutmamamız gereken bir şey var ki, Hanzala sadece Filistin’in meselesi değil Ümmetin meselesidir

Onu yurdundan edenlere, bölünmüş halkına ve seyreden bize… 
Barışa kadar dönmeyecek Hanzala…